27 Temmuz 2016 Çarşamba

T/ez

yıkılan. yıkıyordur aynı zaman da
yıkan da yapandır belki de/elbette...



21 Temmuz 2016 Perşembe

20 Temmuz 2016 Çarşamba

fragman IV

Yazgısı sadece içinden gelip geçene bırakılmış yalnız, eskimiş bir şehir. Haziranın sıcağı nemi akıyor sokaklardan, binalardan, suretlerden. Gitmesi hiç istenmemiş, hüzünlü vedaları da dahil herkesi yolcu etmiş küskün bir otogardayım, bekliyorum. Neyi bekliyorum ben de bilmiyorum.. Nereye gitmek istiyorum onu da bilmiyorum. Gitmek umudu ile geldiğim bu yerde, kararsızlığım ve yılgınlığımla karşılıklı oturmuş çay içiyorum. “Bu son sigara, son çay” diyerek ardı ardına eklediğim sigaraların, gidip gelen ince belli bardakların, valizini sürükleyerek geçen yolcuların, arsız çığırtkanların ortasında, bir şeylere aceleyim, bir şeylere  artık çok geç. Anladım ki, insan kendini eksik ve esrik hissedince yolculuğunda onu heyecanlandıracak, gidecek hiçbir yeri, kimsesi yok... 

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Mayıs ayının başı, kendisini ağustos ayının ortası sanıyordu. Gece yarısı olmasına rağmen oturduğumuz koltuklarda ter içinde, camdan dışarıya, akasya ağacının yapraklarına bakıyorduk. Yapraklar da bize… Birinin kıpırdadığını görsek sıkıntımızı tek kurşunda alnından vurabilirdik. Olmadı. Bu böyle yüzyıl sürebilirdi. Neden sonra (“neden sonra” soru değil, soru cümlesi değil. Neden böyle başlar ki bu cümleler..? ) İtalyan koltuklarımızdan kıçımızı kaldırıp, kendimizi dışarı attık. New Orleans sokakları da sıcak, nemli ve boştu. Festival zamanında adeta bir insan çölü olan Lois Armstrong parkının köşesini dönüp, N. Rampartstrasse’yi adımlamaya başladık. Nereye gittiğimizi ikimizde biliyorduk

söz / fragman III

"Bir kelimeye bin anlam yüklediğimde sana sesleneceğim."
Söz dedim, sözün közü henüz sönmedi
Söz sana değmedi.,
Söz dedim,
dedim;
"söz" kendime söz etmeyeceğim"
Dinletemedim..
Bir pervaneydim ben, kanatlarımı bile bile ateşe verdim, bile bile yaktım kendimi...

5 Temmuz 2016 Salı

fragman II

Her geceyi sabaha kavuşturan yorgun, uykusuz, güneşin işçileriydik belki sadece…

fragman

Anı dediğin; iki kaşımın arasında duran bir yara izi sadece. Ki çiziklerimden sağılıyorum hayata, yazdıklarımdan daha çok.