20 Temmuz 2016 Çarşamba

fragman IV

Yazgısı sadece içinden gelip geçene bırakılmış yalnız, eskimiş bir şehir. Haziranın sıcağı nemi akıyor sokaklardan, binalardan, suretlerden. Gitmesi hiç istenmemiş, hüzünlü vedaları da dahil herkesi yolcu etmiş küskün bir otogardayım, bekliyorum. Neyi bekliyorum ben de bilmiyorum.. Nereye gitmek istiyorum onu da bilmiyorum. Gitmek umudu ile geldiğim bu yerde, kararsızlığım ve yılgınlığımla karşılıklı oturmuş çay içiyorum. “Bu son sigara, son çay” diyerek ardı ardına eklediğim sigaraların, gidip gelen ince belli bardakların, valizini sürükleyerek geçen yolcuların, arsız çığırtkanların ortasında, bir şeylere aceleyim, bir şeylere  artık çok geç. Anladım ki, insan kendini eksik ve esrik hissedince yolculuğunda onu heyecanlandıracak, gidecek hiçbir yeri, kimsesi yok...