11 Temmuz 2016 Pazartesi

Mayıs ayının başı, kendisini ağustos ayının ortası sanıyordu. Gece yarısı olmasına rağmen oturduğumuz koltuklarda ter içinde, camdan dışarıya, akasya ağacının yapraklarına bakıyorduk. Yapraklar da bize… Birinin kıpırdadığını görsek sıkıntımızı tek kurşunda alnından vurabilirdik. Olmadı. Bu böyle yüzyıl sürebilirdi. Neden sonra (“neden sonra” soru değil, soru cümlesi değil. Neden böyle başlar ki bu cümleler..? ) İtalyan koltuklarımızdan kıçımızı kaldırıp, kendimizi dışarı attık. New Orleans sokakları da sıcak, nemli ve boştu. Festival zamanında adeta bir insan çölü olan Lois Armstrong parkının köşesini dönüp, N. Rampartstrasse’yi adımlamaya başladık. Nereye gittiğimizi ikimizde biliyorduk