11 Haziran 2016 Cumartesi

8 mm

Bu kaçıncı öldürülüşüm hatırlamıyorum.
Aynı cadde de yürüyordum. Aynı sokak lambaları, aynı ışıklı dükkanlar, mağazalar, sokak satıcıları, evsizler, sokak müzisyenleri her şey olağan gibi görünüyordu gözüme.
Bu sahneyi defalarca yaşadım ben.
Korkularım ve yüzümde aynı umarsız ifade.
Defalarca aynı şeyi yaşayıp farklı sonuçlar beklemek; Ahmaklık mı? Belki de… Belki de doğru olduğunu düşündüğüm şeyleri hiç yılmadan yaparak bir kez olsun yanılmadığımı kendime kanıtlamak.
Parke taşlarını adımlıyorum, tedirginlik giderek yerini huzura bırakıyor. Tam kendimi güvende hissediyorum derken; tek el silah sesi… Kurşunun içimi delip geçişini görebiliyorum. Kalbimin kapakçıklarını yırtarak sol mememin altından, parçalayarak çıkışını.
Acı..
Parke taşlarının çatlaklarından sızan kanımı seyrediyorum. Ve her defasında yığılıp kaldığım yerden katillerimin yüzlerindeki o mağrur ifadeyi, ince alaycı bir tebessüm...
Ucuz bir aksiyon hikayesi bu. Ucuz bir prodüksiyon ve üçüncü sınıf bir baş karakter…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder