1 Ekim 2012 Pazartesi

GDO'ya Hayır!!!


16 Haziran 2009

Tutulacak bir yeri yok aslında gidişatın.
Söylenecek ya da yapılacak çok fazla şey kalmadı.
Biliyorum bir şeylerin farkında olan, hala görebilen çok az insan var.
Hatta aymazların, mutantların sayısının çok daha fazla olduğunu da biliyorum.
Biliyorum elbette ama... geriden gelenlere biraz zaman kazandırmak sadece amaç.
GDO’ya HAYIR!
GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma)’ya HAYIR!!!
Çok yakın zamanda birileri tarafından “yine bir komplo teorisi” olarak geçiştirileceğini, üzerinde durulmaması gereken sıradan bir mevzu olarak medya da ve gündem de tutulmayacağını biliyorum. Nice örneklerinde şahit olduğumuz gibi…
Oysa şu anda üzerinde durulması gereken en önemli konudur GDO…
Sistem istediği şekilde ilerliyor.
Çarkları seyretmeye, dişlilerin arasında ezilmeye devam ediyoruz.
İnandığım, bunun böyle gitmeyeceği ve bir yerlerde bir şeylerin değişeceği gerçeğidir. Ancak bizim ve bizden sonraki yakın kuşakların buna şahit olması imkansız gibi görünüyor. Bu aşikar.
En azından bizden sonrakilere biraz zaman kazandıralım.
Birileri, sağlımızla oynuyor, genlerimizle, geleceğimizle oynuyor…
Sistem genişlemek, büyümek ve tek egemen olmak için sınır tanımıyor.
Hızla yükselen dünya nüfusu, küresel ısınma, kirlenen doğal kaynaklar, değişen eko sistem, bu coğrafyanın jeopolitik olarak ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Genetiği Deşiştirilmiş Organiğin Tehditleri;
Genleriyle oynanan tohumlardan elde edilen ürün bir sonraki seferde tohumluk ürün olarak kullanılamıyor. Çiftçi her ekim zamanı yeniden tohum almak zorunda bırakılıyor.
Çünkü GDO tohumları sadece bir kez ürün vermeye proglanmış. İkinci kez ekildiklerinde ürün vermiyorlar.
GDO tohumlarının ekildiği ekenek alanlarının 35 km2 içerisinde var olan tüm orjin ürünlerinde ürün ve tohum vermesine engel oluyor.
Ve çevrede ekili olan diğer tüm orjin ürünlerinde soyunun tükenmesine yol açıyor.
Burada küçük bir parantez açarak Hâlihazırda AB’nin dayatmaya çalıştığı tarım yasası içinde var olan bir madde de ise Şimdiye dek kullanılan tüm yerel tohumların kullanımının yasaklanması ve belirlenen tohum üretimi yapan bu şirketlerin (GDO ürünlerinin) tohumlarının kullanımının zorunluluğu yer almakta.
Buraya kadar yazdıklarım GDO nun geleceği tehdit eden en masum yan etkileri aslında.
Çok daha vahim olansa;
GDO ürünlerinden elde edilen tüm tarımsal gıdalar kansorejen madde içermekle kalmıyor.
Fareler üzerinde yapılan deneylerde GDO ürünleri ile beslenen farelerin üretkenlik özelliklerinin yok olduğu kısırlaştığı görülmüş. Ki bu yapılan deneylerin ne kadar bilinçli, amacına uygun yapıldığını gösteriyor.
Genetiği değiştirilmiş buğday unundan yapılan ekmekle beslendiğinizde üremenizin kontrol altına alınması ve kısır olmanız mümkün.
Açıkçası; genleriyle oynanmış bir gıda ile insan gen yapısını, sarmalını değiştirmek de mümkün.
Sistem bu defa işini şansa bırakmıyor.
Çok yakın zamana kadar var olmayan ve labarotuvarlarda üretildiğini bildiğimiz onlarca virüs var. Bu virüsler ile 3. dünya ülkelerinin denek olarak kullanıldığını, kıyımdan geçirildiğini bizzat seyrediyoruz.
“GDO” bu virüs tehdidinden de çok daha vahim sonuçlar doğuracak bir tehdittir.
Genetiğini değiştirebildikleri bu ürünle sadece sağlığınızla oynamakla kalmıyorlar. Aynı zamanda genlerinizle de oynuyorlar.
Yıllar içerisinde türü, karakteri, kimliği, bağışıklığı, dirençleri, istekleri vb. değiştirilmiş bir mutant topluluğuna doğru ilerliyoruz.
Biliyorum, çok farklı bir noktada olduğumuz da söylenemez.
Ama bu defa daha cüretkarlar, daha tehditkar, bu defa işlerini şansa bırakmak istemiyorlar.
GDO’ya HAYIR!!!

1 yorum: